16 Ocak 2011

Arabeskim ben, yapacak bir şey yok...

Sevdiğin kadar sevilirsin... Yalan! Nasıl seversen öyle terkedilirsin... Aslolan...
Sevdiği kadar sevilseydi ademoğlu herkes emeğinin hakkını alır, kendi yağında kavrulur, yuvarlanır giderdi...
Hoyratça seversin. Hoyratça itilirsin. İtina ile seversin, itina ile terkedilirsin yavaş yavaş..
Sevdiğime kızmıyorum.
Sevmek rüya görmek gibi, istemdışı. Kim kızar rüya gördüğüne? Acı olan yüzüne su çarpsan da rüyayı unutamaman ve bir başkasının rüyasının seninkinden çok farklı olduğunu anlaman.
Aynı yastığa boş koyarsın ama aynı rüyaya gönül veremezsin...
Hoyratça sevdim seneler önce, düşünmeden. Sadece sevdim. Terkedildim, düşünülmeden. Ona göreyse sadece bir terkti bu, büyük ihtimalle...
Sonra seneler sonra bir daha sevdim, herşeyine dikkat, herşeyine imtina.
Ne kadar imtina, ne kadar itina bakınca... Oysa anlık bir hadise sanıyordum. Düşününce değilmiş, öyle olsa bu kadar ayrıntıyı kimbilir. Sen de beni ayrıntılarla terkettin. Düşündüre düşündüre... 13 gün, ne beyin jimnastikleri, ne akıl almalar, ne dualar...
Sevmek zor. Sevilmemek onun karesi. Severken sevilmemek onun küpü. Severken terkedilmekse ne integralle hesaplanabilir ne limitle.
Gözlerine, göz bebeklerini, kirpiğine, kaşına, saçının teline kadar sevdiğim...
Hasta olunca kendi hastalığımı unuttuğum... Sırtına koyduğum havlu olmayı dilediğim... Nutella'yı zaten severdim, senle bir daha sevdiğim... Dizinde dizi izlemek... Omzunda film... Koynunda sıcaklık... Sivilce diye benimi sıkışın...
Dur sarılıyım bir deyip sarılışın...
Günbatımındaki akşam kahvaltısı, sabahın köründe simit-peynir-nutella...
İlişkiler bitiyor imgeler kalıyor geriye...
Elinden içtiğim şurup, sıktığın portakal suyu, yaptığımız çorba, hepsi duruyor orada... Sizin mutfakta değil, benim aklımda...
Arabesk yapma dedin ya... Arabesk değil mi zaten aşk? Pop-art aşk mı var?

Her güzel şeyde görse bunu keşke duaları. Her gazetede isim aramaları. Sabahlarda günaydın, gecelerde uyku mesajları.. Kendi telefonumu seninle sevdim ya o bile ilginç. BBM ne işe yarar mesela şu saatten sonra... Hatta telefonum olmasa ne farkeder?
Bir'süre rafa kaldırılsam yazlık giysiler gibi. Yağmur dinip, bulutlar aralanınca çıkarılıp havalandırılsam.
13 gündür boğazımda bir düğümle dolaştığımı sanıyordum, o düğüm değil yumrukmuş.
Aslında o kadar şahane olunca biri, sahip olmanın güçlüğünü düşünmek gerekirdi.

Daha önce de işitmiştim hayatım kelimesini, belki özümsememişim.
Bu kez şarkının dizelerini anlıyorum:
Hayatım cümlesindeki gizli özne sanmıştım kendimi.
Hayalinin hayatın olması güzel de... Hayatım diyenin hayal olmasının acısı işte sadece arabesk şarkılar da var.
Bir kulunu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor. Kalbimi ona verdim, fırlatıp gidiyor...

Başımda annem "noldu kızım noldu?" "Sevdim sevilmedim anne" desem... Eminim sevmiyorsa, uğurlar ola diyecek... Zoraki "Yok bir şey anne..." Gözlerimden akan yaşlarla nasıl inandırıcıyım bir bilsen...

Ne isyan bunlar ne sitem. Sadece yaradaki irini akıtma çabaları. Ve yara... Nicedir yaralanmıyordum. Sıyırıp geçiyordu kurşunlar...

Yara, yâr, yanma...

Canım yanıyor...

0 şey:

Yorum Gönder